ATSIZ

Temmuz 8, 2009

Çoğu gitti azı kaldı

Kategori: 1 — atsiz @ 11:00 am

Ne zaman memleketin geleceği hakkında biraz ümide kapılsam, “belki ben görmem ama bu iş olacak” diyesim gelse, aklıma bu hissiyatı en güzel ifade eden NFK’in dizeleri gelir.

Nakarat

Küçükken derdi ki, dadım:
Çoğu gitti, azı kaldı.
Büyüdüm, ihtiyarladım,
Çoğu gitti, azı kaldı.

Vur kazmayı dağa Ferhat
Çoğu gitti, azı kaldı.
Kişne kır at, kişne kır at
Çoğu gitti, azı kaldı.

Doğar bir gün benim günüm,
Çoğu gitti, azı kaldı.
Kırk gün, kırk gece düğünüm,
Çoğu gitti, azı kaldı.

Ektik, ektik, yetişecek,
Çoğu gitti, azı kaldı.
Bütün yollar bitişecek,
Çoğu gitti, azı kaldı.

Bir gün anlaşılır şiir;
Çoğu gitti, azı kaldı.
Ekmek gibi azizleşir,
Çoğu gitti, azı kaldı…

Necip Fazıl Kısakürek

Altı üstü beş metre bez.
Çoğu gitti azı kaldı…..
**********************
Bu da “bunlar olurken sen ne yaptın” testinden alnının akıyla çıkabileceğini düşündüğüm bir avuç entellektüelden birinin , Ustad kadar veciz olmasa da gayet gerçekçi bir vaziyet tahlili:

Ali Bayramoğlu
alibayramoglu@tnn.net
03 Temmuz 2009 Cuma

Gül Demirel değil… Gün de 28 Şubat değil…

Dün son haftanın gelişmelerini sıralamıştık… Bunlara bir yenisi eklendi. Albay Çiçek tutuklandıktan 19 saat sonra tahliye edildi.

O andan itibaren basında askeri yargı ile sivil yargıyı yarıştıran yazılar, haberler yer alıyor, albayın hapse girmesi ya da tahliyesi üzerine analizler yapılıyor.

Bu elbet sert kutuplaşmanın bir göstergesi…

Ancak görmek gerekir ki, albayın tutuklanması ya da serbest kalmasından daha önemli olan Ergenekon davası çerçevesinde hukuki takibata uğramasıdır. Muhtemel yeni bir iddianamede Albay Çiçek’in sanık olarak yer almaması mevcut veriler ve koşullarla pek mümkün görünmüyor.

Uzak açı analize daha uygun…

Yine o açıdan bakalım.

İlk görünüşte ortada bir asker-sivil gerginliği var. Ancak bu gerginliğin gerisinde devasa bir değişim tartışması yatıyor. Üstelik bu, uzun süredir böyle, askeri yargının görev alanının daraltılması yanında Ergenekon davası, daha geriye gidelim Çankaya’ya AK Parti’li bir siyasetçinin seçilmesi, AB’ye uyum paketleri, MGSB tartışması hemen hepsi aynı hatta oturuyor.

Devamı

Bu da fena ayna kopymamış ha:

Gizli bir iktidar partisi olarak CHP
Ahmet Altan

Eğer Cumhuriyet Halk Partisi’ne “sosyal demokrat” bir muhalefet partisi olduğunu kabul ederek bakarsanız, bu partinin “acayipliklerini” anlamak asla mümkün olamaz.

CHP’nin ne yaptığını, neyi savunduğunu anlayabilmek için onun “halkın oylarıyla seçilmemiş” gizli bir iktidar partisi olduğunu fark etmek gerekir önce.

Dün, CHP grup toplantısında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yüzünün çizgilerine şöyle bir sürünüp geçen müstehzi ve bence biraz da müstehcen bir gülümsemeyle, “Bakarsınız bir iki saate kadar Cumhurbaşkanı Gül de bu konuda kararını verir, bu yasayı iptal eder,” diyordu.

Devamı

Bu da iki öde üç oku promosyonumuzdan (ilk ikiyi okumayanlar okumasın lütfen!):

Darbe ihtimali var mı?

İHSAN DAĞI

Darbe ihtimali yok. Bunu konuşmak bile abes, utanç verici. Ama darbe heveslilerinin hem ordu içinde, hem medyada hem de iş çevrelerinde hâlâ var olduğu gerçek. Son yıllarda sistematik bir şekilde yaratılan ‘vatan ve rejim tehlikede’ havası, darbeciliğin meşruiyet zeminini oluşturuyor.
‘Devlet’in en tepesindeki kişiler bir ara, ‘Cumhuriyet’in tarihte görülmedik düzeyde tehlike altında olduğu’nu sürekli söylüyorlardı. Böyle bir ‘kaygı’, hem darbe heveslilerine psikolojik rahatlık sağlamak hem de giriştikleri işin toplumsal desteğini oluşturmak gibi iki temel işlev görüyordu.

Devamı

Halkımız googleluyor

Kategori: 1 — atsiz @ 10:57 am

Baştan söyleyim müstehcen olanları eledim ama kalan sıralamaya dokunmadım..

Arama Motoru Terimleri

Bunlar insanların blogunuzu bulurken kullandıkları terimlerdir.

layık cumhuriyetten yana
ismail yk elbiseleri kim ogretiyor
ceza alevi yada sünlü fener yada cimbom
insan yiyen çinliler
nesli tükelen hayvanlar
23 la İlgİlİ kompozİsyon
gençkızların pornozu
başarılı guest relations
hadise nin yüz güzelliği

işkenceli ölüm vidiosu
hayvan vİdosu

dünyanın en güzel subay karıları
10 tane eser yazarları ve turu
rüyada tanga görmek
istiklal marşının öz geçmişi
Abd revizyonda kaçıncı oldu
norveç erezyon
şeytanın çocukları hakkında bilgi
türk kokuları
ayakkabı atölyesine ne denir
vatanseverlikle ilgili düşündüklerin
çok garip resimler
sİyasette skandal fotoĞraflar
elif şafak pictures
çok garip resimler
23 nisanla ilgili ingilizce kompozisyon

japon bu ülke refaha çıkmadan takım
garip resimler
laiklik hangi ülkelerde var

çağdaş bir türkiye cumhuriyeti vatan

liboş ne demek

23 nisan ingilizce kompozisyon
başarılı guest relations
erezyon hadise
erezyonda 1. olan ülke
hadise erezyon 2009
hadise erozyon
Örevİzyonu kİm kazandi

türkiye erevizyonda kaçıncı oldu
erevizyonda türkiye kaçıncı oldu
2008 erezyon şarkı yarışması sonuç
2008 örevizyon sonuçları
erevizyon
erovizyon
revizyon müzik yarışması

türkiye ilk erovizyona katıldığın
eurovizyonda azerbaycanın sırası
erevizyon yunanistan
2008 erezyon şarkı yarışması sonuç
erevizyon yunanistan
eurovisyon
erevizyon
örevizyon
eurovisyon
hadise erozyon
erezyon hadise
erozyon hadise

örevizyon 2008
orevizyon
norveç erezyon

layık cumhuriyetten yana

işkenceli ölüm vidiosu
cok teerbiyeli oyunlar
2008 manisa mera komüsyonu

fenerbahçe hakkındaki geyikler

gözündeki allah yazılı çocukların resiml

Darbecilere taş atmak?Vay küstahlar!

Kategori: 1 — atsiz @ 10:48 am

Aynen böyle olmuş! Ben de sizin gibi küçük dilimi yutacaktım! Benim bildiğim medeni ülkede aydınlar, proflar “ordu göreve” pankartları ile Ulu Önder’in kabrine giderler, “ordu millet el ele” denir. Sosyal demokrat demek militarist faşist demektir. Demokrasi iyidir, lakin aptal halk kendi haline bırakıldığında ya davulcuya ya zurnacıya ya da imama vardığı için sayısal üstünlük değil siyasal üstünlük baz alınır. O da işi görmezse silahsal üstünlük. O da olmadı yargının üstünlüğü, daha da olmadı saunacılar, genelevciler, mafya, el ele verip vatanı kurtarmak için vaziyete el koyar.

Askere taş atmak?

Başınıza taş yağacak Honduraslılar, size söyliim!. Zaten siz muz cumhuriyetsiniz. Gelin de Ankara’ya, Izmiir’e, esas Istanbul’a (halk ozanı Zülfü Livaneli’ye göre Etiler, Kadıköy, Beşiktaş’tan ibarettir) gelişmiş insan olmayı öğrenin!

Sizin ne düşündüğünüzü en iyi bilen ordunuz, sizin arzularınız doğrultusunda sizinle el ele bir darbe yapmış, sizin için en iyi olan Micheletti namında bir Mesut Yılmaz veya Deniz Baykal’ı koltuğa oturtmuş! Bakın bu askerinizin sizin adınıza alaşağı ettiği dinci başkanınız ne demiş bu gün: “Beni kim mi koruyor? Hz. Isa’nın kanı“! Görevi rejiminizi koruma ve kollama olan çağdaş ordunuz böyle bir gerciyi indirmeseydi de naapsaydı? Kabahat onu seçip oraya getiren sizde!

Ülkenizin dış düşmanları BM, Amerikan Devletleri Örgütü, entel lişboşlar, Katolik dinciler, hatta şimdiye dek “darbenin kötüsü olmaz” sloganı taşıyan, Allende’yi öldürüp yerine Pinochet’i getiren ABD dahi bu defa gaflet delalet ve hatta hıyanet içerisinde düşüp darbeyi kınamış! Bu ahval ve şerait içersinde vatanını seven bir Honduraslı’nın yapacağı sokaklara çıkıp kolbastı oynamak, camlara üzerinde Ulu Önder’inizin (her kim ise) resmi yapıştırılmış yeni Honduras Bayrağı asıp, tekila içerek fiesta yapmak olmalı. Daha bi çağdaş olanlarınız ise ise Dolce & Gabbana tişörtlerişnin, şortlarının protetso versiyonunu giyip, süs köpeklerini ülkenin bayrağı rengine boyadığı gibi Tegucigalpa’nın en büyük meydanını koşup “Honduras laiktir laik kalacak” diye haykırmalı!

Ama siz naapıyorsunuz?

Kurtarıcınız askere taş atıyorsunuz. Güzel Honduras’ınızın dış düşmanlarının ekmeğine yağ sürüyor, entel liboş, sorospu cocuklarının peşine düşüp demokrasi havarsi kesliyorsunuz. Yaw demokrasi senin neyine vesayet?

Sen muz cumhuriyetisin. Haddini bil! Gel de Türkiye’ye gelişmiş toplum ne yaparmış öğren! Bi daa da uyarmam!

Kim demiş darbecilik çağdışı diye?

Kategori: 1 — atsiz @ 10:38 am

Honduras ne olacak peki?

Honduras da nereden mi çıktı? Okuyun da öğrenin:
Habere göre Honduras’ta askerler son 16 yılda Orta Amerika’da gerçekleşen ilk darbe ile demokratik olarak seçilmiş devlet başkanını devirip yerine başka birini oturtmuşlar. Darbe bütün Latin Amerika ülkelerince ve ABD’ce dahi(!) kınanmış. Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez ise, darbecileri devirmek için dostu Manuel Zelaya’ya destek sözü vermiş. Yalnız bizdekilerin aksine burda dabeye maruz kalan Başkan Zelaya, tası tarağı toplayıp gitmemiş. Kendisi Kosta Rika’de iken gerçekleşen darbeye cevabı “Ben hala başkanım ” olmuş. Öte yandan Honduras Başkenti Tegucigalpa’da askerler bir başkasına (Roberto Micheletti ) yemin ettirmişler. Olmuş “iki başlı” devlet. Siz Türkler duymamışsınızdır böyle bir kavramı di mi ama? Detaylar haberde.

Burada bizim için önemli olan şudur. Entel liboşlar, dinciler, Türkiye düşmanlarının “darbeler çağdışıdır” iddiaları çürütülmüştür! “Ama Honduras gibi bir muz cumhuyriyetini mi örnek alıcaz ki” diye mırın gırın istemem! Zaten Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ( Kuzey Kore), Türkmenistan, Tunus ve Myanmar (Burma) modellerine de aynı itirazı getirmiştiniz. Sizin niyetiniz bozuk! Onu bunu bilmem. Ben derim ki, tez elden bizim darbeder çağdaşlar Honduras modeli üzerinde bilimsel araştırmalar ve incelemelerde bulunmak üzere Tegucigalpa’ya bir heyet göndermelidir. “Bir kaç boru” , “kağıt parçası” (hem de imzası ıslak diil) , bir kaç kafatası, bir kaç toplantı ile bu işi kotarmak zor gibi görünüyor.

”Beyin göçü”nce ne olur…

Kategori: 1 — atsiz @ 10:34 am

Ben ne bileyim? Haddimi bilip mikrofunu psikiatrist-Taraf köşe yazarı Sivilay Abla’ya bırakıyorum:

Beyin göçü
Soru: Sevgili Sivilay Abla, bazen dolmuşta, otobüste iki kişinin konuşmasına şahit oluyorum. Birbirlerine söyledikleri baştan sona yanlış. Aralarına girip “Kardeşim, o gösterdiğin yer Yeniköy değil Kandilli, o ağaç çam değil servi, Ergenekon AKP’nin seçim çalışması değil bildiğin gladio, derin devlet örgütlenmesi” diyesim geliyor. Cesaret edip söyleyemeyince de sabaha kadar mideme kramplar giriyor. Bu durumdan nasıl kurtulabilirim? (Hamdiye Parlak)

Cevap: Sevgili Hamdiye, aynı duyguyu ben de yaşıyorum. Bak sana geçen gün yaşadığım bir olayı anlatayım:

ÖSS’nin yapıldığı pazar günü Akmerkez’in önünden Ortaköy otobüsüne bindim. İstemediği halde hamburgerine turşu konulduğu için dünyalar başına yıkılan Barbi tavırlı iki güzel kız hararetli hararetli birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. Gayrı ihtiyari mi desem ihtiyar gayreti mi desem, konuşmalarına kulak misafiri oldum. “Kızııım, toprak altından silah değil kanalizasyon borusu çıkmış. Bizi silah diye kandırıyolar” dedi bir tanesi. “Tayyip, Atatürkçü gazetecileri F-Tipi cezaevine atıyo, muhalefet susturuluyo abii” diye cevap verdi ötekisi. Tahmin edeceğin gibi konuşmanın devamında beli bükülmedik komplo teorisi kalmadı. “Belediye otobüsünün rengi niye yeşil sanıyosun, şeriat yeşili”ne kadar uzanan, tutacak tarafı olmayan bir konuşma. Tam cesaretimi topladım lafa gireceğim, konu ÖSS’ye döndü. Kızlardan biri “Bu dördüncü girişim, yine olmazsa Amerika’ya gidicem valla” dedi. Diğerinin ona cevabı ise tüm günümü kurtaracak cümle oldu. “Şekerim böyle böyle beyin göçü oluyo işte.”

Sen rahat ol, zaten göçüyorlarmış.

Haziran 10, 2009

N’olcak Bu Kemalist Beyaz Türklerin Hali?

Kategori: 1 — atsiz @ 2:58 pm

İHSAN DAĞI

Türkiye’nin en iyi okullarında okumuşlar. Zenginler. Toplumun kremasını oluşturduklarını düşünüyorlar. Ama hoşgörüsüz, bağnaz, cahil ve demokrasi karşıtılar.

Kimlerden mi söz ediyorum? Kemalist ‘beyaz Türkler’den. Doç. Dr. Füsun Üstel ve Doç. Dr. Birol Caymaz’ın Açık Toplum Vakfı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi için yaptıkları araştırmadan çıkan tablo bu.

Sosyal ve ekonomik göstergeleri oldukça yüksek, ama farklı toplumsal, etnik ve dinsel kategorilere ilişkin yaklaşımları çok ‘alçak’ta. Başörtülüler onlar için sadece ’sıkmabaş’. ‘Nefret ediyorlar’ onlardan, ‘iğrenç’ buluyorlar başörtülüleri. ‘Böcek gibi ortalıkta dolanan’ yaratıklar, ‘avam’lar, ‘görgüsüz’ler. Kürtler ise aşağı bir ırk; ‘tembel’, ‘beyinleri az gelişmiş’, medeniyet yoksunu, yabancıların oyuncağı… Üstelik, ‘okumuşları okumamışlardan daha tehlikeli’.

Nasıl ama memleketin ’seçkinleri’?

Öyle bir ülke ki beyaz Türk seçkinleri ‘cahil’ dedikleri halkın yüz yıl gerisindeler; ülkenin en düşük siyasal değerlerini ve tutumlarını temsil ediyorlar.

Yüksek gelir düzeyi, elit kurumlarda alınan eğitim ve prestijli bir kariyer nasıl oluyor da bu denli zavallı, ırkçı, ayrımcı bir sosyal tutumla sonuçlanabiliyor? ‘Düştükleri şu hale bakın’ diyeceğim, ama sanırım hep böyleydiler; cahil, yetersiz, dünyayı anlamaktan aciz…

Türkiye’nin herhangi bir yerinde sıradan bir mahalle veya köy kahvesine gidip 40 kişiyle konuşun; kesinlikle daha ‘aydınlık’, hoşgörülü, ılımlı ve demokratça cevaplar alırsınız. Halka tepeden bakan bu ‘beyaz Türkler’ halkın çok, ama çok gerisinde.

Türkiye’nin Kürtler ve dindarlar tarafından işgal edildiği kansındalar; mahallelerine girilmiş, tatil beldeleri, işleri ellerinden alınmış. Kimi kendi dilini kullanıyor uluorta yerde, öbürü başörtüsüyle girmeye çalışıyor her yere. Beyaz Türklere ait değil miydi bu memleketin siyaseti, ekonomisi, kültür hayatı? Nereden çıktı bu ortaklar?

İşte bu yeni ortaklara karşı ‘yeniden milli mücadele şart’ diye düşünüyorlar. Şart da bu bizim beyaz Türklerde mücadele edecek ‘yürek’ yok. O yüzden işi askere havale ediyorlar. Asker, halkın çocuklarını kullanarak memleketi halktan temzileyecek beyaz Türkler için. Ne güzel değil mi?

Birisi diyor ki ‘anti-demokratik olsa da burada zor kullanma hakkı vardır ’silahlı kuvvetler’in. Bu silahlı kuvvetler para-militer olabilir, gerilla şeklinde olabilir, devletin kolluk kuvveti olabilir’. Görüyorsunuz bizim beyaz Türklerde ne hukuk, ne hukuk devleti, ne demokrasi kaygısı var… Ergenekon’a bile razılar, yeter ki gelip memleketi Kürtlerden ve dindarlardan kurtarsınlar!

Bir başkası da şablonu tekrarlıyor: ‘Eğer bana diyorsanız ki şeriat mı, yoksa darbe mi? Darbe tabii ki, bir saniye bile düşünmeden cevap veririm’. Böyle bir akıl yürütmeden daha uygun bir zemin olabilir mi Ergenekon darbecileri için? Ayrıca bu cevabı verenlerin tam söylemedikleri bir şey daha var; şeriat dedikleri şeyin demokrasiyle geleceğini düşünüyorlar. Onlar için demokrasiyle gelen AK Parti zaten şeriat demek. Ee, dolayısıyla ‘AK Parti’ye karşı darbe mubah’. Mantık bu.

‘İkinci sınıf diploma’ sahibi ‘ayak takımı’ndan insanların belli yerlere gelmesinden rahatsızlarmış bir de. Hepsi ‘ezik tipler’miş. İyi de o ‘tipler’e siyasette ve piyasada rekabet edemeyip kaybediyorlar; kaybettikçe de askerin arkasına saklanmaya çalışıyorlar.

Valla çok iyi niyetli beyaz Türkler de var. Mesela birisi; ‘çok anlayışlıyım, çok iyi bir insanım, insanları çok seviyorum, ama başörtülü birisiyle arkadaşlık yapabileceğimi sanmıyorum. Çok önyargılıyım bu konuda’ diyor. İnsanları tabii ki seviyor beyaz Türklerimiz, sadece başörtülüleri insan olarak görmüyorlar. Bu kadarcık kusur da olur canım! Kadınların parayla örtünmeye ikna edildiğini düşünen saftirikler de var aralarında. Dünyayı bu kadar yanlış okumak beyaz Türk olmakla mümkün galiba…

09 Haziran 2009, Salı

Zaman

Ödünç Aşk Olur mu?

Kategori: 1 — atsiz @ 2:50 pm

Salih Tuna
stuna@yenisafak.com.tr

“Neşet Ertaş dinler misin?” sorusuna, Nil Karaibrahimgil kızımız “Tanımıyorum!” cevabını vermiş!

Ne kadar açık sözlü değil mi?

Savuşturmak maksadıyla soruyu gargaraya getirmeye; “Dinlerim ama…” deyip de anında başka bir konuya zıplamaya kalkışmamış.

Demem o ki, cinlik yapmamış.

Neyse o:

“Tanımıyorum!..”

Gerçi bu gibi durumlarda cinlik yapmak her zaman fayda vermeyebilir.

Dahası rezil rüsva olmak riski var.

Mesela, soruyu soran daha cin çıkar da; “Şerafettin Hoşsöylemez dinler misin?..” diye sorarsa ne yapacaksın?!

“Dinlerim ama…” diye cumbadak lafa dalıp geçiştirmeye kalkışırsan yanarsın.

Çünkü…

Soruyu soran “Öyle bir türkücü yok!..” dediğinde öyle bir şaşarsın ki, Gemliğe giderken denizi görmek kaç para!

Gayet net olmak lazım, Nil Karaibrahimgil gibi:

“Tanımıyorum!..”

Tanıyıp da anlamamaktan evladır bu.

En azından, (bir gün tanırsa) anlama ihtimali var.

Hoş “Ben bu yaz bronzlaşmak / Kendimle uzlaşmak / Yer yer yozlaşmak / Uzaklaşmak istiyorum” şarkısını dillendiren Nil Karaibrahimgil kızımızın, Neşet Ertaş’ı “tanıdığında” ne anlayacağı tastamam muamma!

Neşet Ertaş “Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor / Hiçbir tabip yarama merhem olmuyor / Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor / Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen” derken, nam-ı diğer “Özgür Kız”ımız bronzlaşmak, mümkünse biraz da uzaklaşmak istiyor.

Neşet Ertaş, “Seher vakti garip bülbül öterken / Kirpiklerin oku yar yar cana batarken / Cümle alem uykusunda yatarken / Kimseler duymadan yar oy / Gel gizli gizli gel gizli gizli…” derken, o “Yer yer yozlaşmak” istiyor.

Hulasa vaziyet muammadan öte, düpedüz imkansız!

Bu imkansızlığın yansıması sadedinde her an, her yerde “dilleri var bizim dile benzemez” iletişimsizliği yaşanıyor.

Mesela, bir kesim bir gecelik aşk diyor, diğeri mezara kadar…

Bir kesim Leyla’nın gözlerinden Mevla’ya yol almanın yollarını gözlüyor, diğer kesim Leyla’ya “yollu” olmayı telkin ediyor: “Çok üzgünüm istemeden / Seni dün gece aldattım / Kim olduğu mühim değil / Sana bağlanmaktan kaçtım…”

Gerçekten de anlamak mümkün değil bu fast foot aşkları!

Bir gecelik aşk hikayeleri…

“Bizimkisi seviyeli ilişki!..” lakırdıları…

“Aşk yaparken yakalandılar!..” şeklinde verilen fuhuş haberleri…

Ve, o şarkı sözleri:

“Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe sırf sana benziyor diye…”

Şayet “çürüme” bu hızla devam ederse…

Bu nobran, bu edepsiz, bu hayasız, bu rezil, bu müzevir, bu dümbük “aşkı” ilerde kontöre yükleyecekler!

Bakkalda, markette, kuruyemişçide, benzin istasyonunda, velhasıl, aranılan her yerde satacaklar bu aşkı.

Kontörlük aşk devri başlayacak böylece.

Ne kadar kontörün varsa o kadar aşk…

Ödünç aşklar da olacak haliyle.

Şayet bu hızla devam ederse “çürüme”…

“Aşk her şeyi affeder mi?” düzeyinden, en kısa sürede “Bana 25 kontörlük aşk gönderir misin?” düzeyine varılacak.

Teknolojideki gelişme hızı, aşkın yozlaşma hızına yetişirse tabii.

Spor Basını Ve FENERBAHÇE!

Kategori: 1 — atsiz @ 2:35 pm

Blogda mümkün olduğu kadar Beşiktaş dışına taşmamaya çalışıyorum. Mesleğim eczacılık  olsa da, blogu amatör bir ruh haliyle yazıyorum ve Beşiktaşlılığım çok çok ağır basıyor. Okuduğum,gördüğüm gazetelerde  öyle şeyler yazılıp çiziliyor ki, blogda rakibin yönetiminin medya üzerindeki baskısından da bahsetmek istedim… Topuz’un açıklamasından sonra doğal olarak Fanatik’te başlığını attı, çünkü kaynak direk Topuz’un kendisiydi. Bütün medya haklı olarak böyle yaptı. Ondan sonrkai süreçte Aziz Yıldırım baskın çıktı medyaya… İstediği gibi yazdırıp çizdiriyor. malumunuz Passat olayı meşhurdur… Satılık kalemlik, satılık köpeklik bunun adı…

Beşiktaş medyasında yok mu? Var.. Ama neredeyse yüzde 75 ile Fenerbahçe açık ara önde… Aziz Yıldırım’ın “Otur, kalk, ileri bak, rahat” dediği adamlar…

 İletişim fakületisinde 5 yıl bu işin eğitimini veriyorlar… Teorik, pratik, 5N1K, mahreç, spot, sürmanşet öğretiyorlar da, namus öğretmiyorlar İletişim Fakültesi’nde… Eğer sen de varsa zaten vardır… Namussuzsan ve bu namussuzluğunu mesleğinde de icra ediyorsan senin üstüne attığım tükürüğe bile acırım…

Galatasaray’lı Rıdvan Dilmen

Kategori: 1 — atsiz @ 2:26 pm
Mehmet Topuz oralıydı, buralıydı tartışmaları aldı başını gidiyor… Böyle talihsizlikler demekki tarih boyunca yaşanmış:) işte size Galtasaray formalı Rıdvan Dilmen… Yıl 1987… Rıdvan önce Galatasaray forması giyiyor, ardından Fenerbahçe’e imza atıyor… Ben gazeteden bulanık çekebildim. Netini görmek isteyen arkadaşlar 07 Haziran 2009 tarihli Zaman Gazetesi’nin spor sayfasına bakabilirler:)

Etik Metik Zırvaları..

Kategori: 1 — atsiz @ 6:40 am

F.Bahçe 3. imzayı attırıyor!

(SPORX ÖZEL) Transferde taarruza geçen Fenerbahçe’de imzalar ardı ardına atılmaya başlandı. Takımın başına Alman teknik adam Christoph Daum’u getiren, Sivasspor’un yıldız oyuncusu Fabio Bilica ve Gaziantepspor’un deneyimli oyuncusu Bekir İrtegün’e imza attıran sarı-lacivertlilerde sıradaki isim Bursaspor’un genç golcüsü Sercan Yıldırım.

Gün boyunca Fenerbahçe Kulübü’nde bulunan Sercan’ın menajeri Efgan Erciyas’ın, yıldız oyuncunun transferi için sarı-lacivertli kulüple her konuda anlaştığı öğrenildi. Transferin önündeki tek engel Bursaspor yönetiminin belirsizliğiydi. Yeşil-beyazlılarda Başkan İbrahim Yazıcı ile yola devam kararı da Fenerbahçe için olumlu bir gelişme teşkil etti.

Bursaspor yönetimi bugüne kadar gerek yurt dışından gelen teklifleri öne sürerek, gerek taraftar baskısı, gerekse de yönetim belirsizliği nedeniyle bu transfere bir türlü onay vermemişti. Sercan Yıldırım’ın menajerinin, Bursaspor yönetimiyle çarşamba günü son kez bir araya geleceği ve Fenerbahçe’nin uzun süredir peşinde koştuğu genç oyuncunun trasferini büyük olasılıkla para artı oyuncu vererek noktalayacağı öğrenildi.

Bu transferle ilgili resmi açıklamanın bir-iki gün içinde yapılması bekleniyor.

Sercan Yıldırım, geçtiğimiz sezon Bursaspor formasıyla 30 maça çıkarken, 11 defa ağları sarstı. Samet Aybaba ile birlikte forma şansı yakalayan genç oyuncu, sürati ve futbol zekasıyla dikkat çekiyor.”

http://www.sporx.com/futbol/superlig/156316/?ref=ABM

“Fener’le anlaştım

Hipodromdaydı
İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un forveti İbrahim Akın, Fenerbahçe ile anlaştığını açıkladı. Sivasspor galibiyeti sonrasında izinli gününü Veliefendi Hipodromu’nda geçiren 25 yaşındaki futbolcu, arkadaşımız Bozhan Memiş’e, “Fenerbahçeli yöneticilerle görüştüm. Aradaki ufak pürüzler dışında anlaşmaya vardık. Büyük ihtimalle
seneye sarı-lacivertli formayı giyeceğim”
açıklamasında bulundu.

2 milyon euro
Golcü futbolcunun menajeri Metin Öztürk de Fenerbahçe ile temas halinde olduklarını doğruladı. İbrahim Akın’ın kulübüyle sözleşmesinin devam ettiğini kaydeden Öztürk, “Fenerbahçe ile önümüzdeki pazartesi görüşeceğiz. Büyükşehir, bonservis bedelini 2 milyon euro olarak belirledi. Bu rakam üzerinden pazarlık yapılacak. Galatasaray da devrede ancak önceliğimiz Fenerbahçe’de” diye konuştu.”

http://www.fotomac.com.tr/2009/05/11/fen113.html

Bunlar sadece bu yaz transfer doneminden iki haber. Goruldugu uzere kuluplerle henuz anlasilmamasina ragmen futbolcular Fenerbahce ile gorustuklerini ve hatta anlasma asamasina geldiklerini acikca ifade ediyorlar. Buraya kadar bence hic bir anormallik yok. Sonucta standart bir transferin standart ayrintilarindan bahsediyoruz. Her ne kadar FIFA kurallarinda “A club intending to conclude a contract with a professional must inform the player’s current club in writing before entering into
negotiations with him, yani profesyonel bir futbolcuyla sozlesme imzalamak isteyen bir kulup bu oyuncu ile gorusmelere baslamadan once futbolcunun mevcut kulubunu bilgilendirmek zorundadir” dese de, transfer gorusmelerinin cogunda bu yazili olarak yapilmaz ve bundan da kimse gocunmaz. Kaldi ki buradaki en onemli ayrinti, futbolcuyu transfer etmek isteyen kulup futbolcuyla gorusebilmek icin soz konusu futbolcunun mevcut kulubuyle anlasmak zorunda degil, sadece futbolcuyla gorusecegini futbolcunun mevcut kulubune bildirmek zorunda. Yani ne biz Topuz’la gorusmek icin Kayseri ile anlasmak zorundayiz ne de Fenerbahce Sercan’la gorusmek icin Bursa ile anlasmak zorunda, futbolcuyla gorusuleceginin bilgisini vermek yeterli. Kayserili yoneticilerin turlu cesit yalanlarina ragmen sonunda ortaya ciktigi uzere de Besiktas Kayseri’ye bu bilgilendirmeyi yapmistir. Lakin Fenerbahce’nin transfer gorusmelerindeki benzer detaylari flas haber olarak veren medyamizda tuhaf bir sekilde Besiktas Kayseri ile anlasmadan Topuz’la gorustugu icin etik dersleri verilmekte. Bu celiskilerin birincisi…

Simdi geliyoruz celiskilerin ikincisine ve cok daha komigine. Bunun icin kasedi bu yaz doneminden biraz daha geriye sarip son kis transfer donemine donmek gerek. Konuyla ilgili haber yeni, ama bizi ilgilendiren kismi kis transfer donemiyle alakali…

“Bekir: Fenerbahçe’yle anlaştım

Gaziantepspor’un başarılı futbolcusu Bekir İrtegün, “Fenerbahçe’ye ara transfer döneminden verdiğim bir söz var. Transferim bir-iki hafta içinde netlik kazanacak” dedi.

Radyospor’da “Aydın Cingöz ile Haber Aktif” programına katılan Bekir, “Gaziantepspor benim yuvam belki gelecek sezonda burda forma giyeceğim ama hedefim yeni sezonda başka bir takımda forma giymek” dedi.

Sezon sonu geldiği için transferi hakkında daha açık konuşacağını vurgulayan Bekir, “10 Haziran’a kadar yeni sezonda nerede futbol oynayacağım belli olacak. Bana gelen üç-dört teklif var. Geleceğim için en iyisini tercih edeceğim. Fenerbahçe ile devre arasında her konuda anlaşmıştım ama kulüpler anlaşamadığı için Gaziantepspor’da kaldım” dedi. Sezon sonunda Fenerbahçe’ye transferi hakkkında bilgide veren genç futbolcu, “Önceliğim Fenerbahçe. Eğer ben Gaziantepspor’dan ayrılırsam gideceğim yer buna değmeli. Ara transfer döneminden sonra Fenerbahçe ile yaptığım tek bir görüşme oldu. Bunu ilk kez açıklıyorum o dönemde Fenerbahçe’ye verdiğim bir söz var” şeklinde konuştu.”

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/11747789.asp

Buraya kadar standart bir kulubuyle anlasilmadigi haliyle futbolcuyla gorusme ve hatta anlasma haberi gibi gorunuyor. Lakin degil. Asil o donemde bu durum sonrasi olusan gelismeler enteresan…

Bu donemde Bekir’le anlastigi halde bonservis bedelinde Gaziantepspor’la anlasamayan Fenerbahce, resmi sitesinden asagidaki aciklamayi yapma geregi duyar:

“Özdemir: Bekir’i istedik

19 Ocak 2009 Pazartesi

Bir süredir basında yer alan Gaziantepsporlu futbolcu Bekir’i transfer edeceğimize ilişkin haberler ile ilgili olarak Başkan Vekilimiz Sayın Nihat Özdemir bir açıklamada bulundu. Sayın Özdemir şunları söyledi:
“Gaziantepsporlu futbolcu Bekir İrtegün’ü transfer etmek amacıyla kulübüyle bir süre önce temasa geçtik. Bonservis bedeli olarak 500 bin dolar teklif ettik. Ancak Gaziantepspor kulübünün 1.5 milyon dolar bonservis bedeli istemesi ve bu rakamı daha aşağıya çekmemesi nedeniyle şu an için bu transferi askıya aldık. Gaziantepspor yönetimine, sezon sonu sözleşmesi bitecek bir futbolcu için kendilerinin talep ettiği bonservis bedelinin çok yüksek olduğunu ifade ettik. Bekir’i sezon sonunda renklerimize katmak amacıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bir aksilik olmaması durumunda Bekir ile sezon sonunda sözleşme imzalayacağız”"

http://www.fenerbahce.org.tr/fb2008/pop … ntID=14412

Bunun uzerine Gaziantepspor Baskani Ibrahim Kizil asagidaki aciklamayi yapar:

“Galatasaray’a veririm ama Fener’e asla!

21 Ocak 2009 Çarşamba, 18:23 SPOR

Gaziantepspor Kulübü Başkanı İbrahim Kızıl, Bekir İrtegün’ün Fenerbahçe’ye transferinin gerçekleşmemesinde karşı tarafın tavrının büyük etken olduğunu belirterek, “Galatasaray’a, Beşiktaş’a bedava gönderirim, Fenerbahçe’ye vermem” dedi.

İbrahim Kızıl yaptığı açıklamada, Fenerbahçe Kulübünün internet sitesinden, “Bekir İrtegün transferini askıya aldık. Futbolcunun sözleşmesi sezon sonu sona eriyor. Bekir ile sezon sonunda anlaşacağız” şeklindeki açıklamalarını hoş karşılamadığını belirtti.

Fenerbahçe Kulübünün Bekir’in transferi ile ilgili kendisiyle irtibata geçtiğini, asbaşkan Nihat Özdemir ile görüşmelerin sürdürüldüğünü ifade eden Kızıl, “Ama arada fiyat konusunda büyük fark oluştu. Onlar bir kuruş dahi yukarı çıkmayacaklarını söyledi. Görüşme anlaşmazlıkla sonuçlandı. Bizden gelip zorla futbolcumuzu alacak halleri yok ya” diye konuştu.

Bekir’in Gaziantepspor’un sözleşmeli futbolcusu olduğunu, sözleşmeli bir futbolcu hakkında hiç kimsenin açıklama yapma hakkı olmadığını vurgulayan Kızıl, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fenerbahçe gibi büyük bir kulübe bunları yakıştıramıyorum. Bunlar hiç etik davranış değil. Bekir’in hangi kulübe gideceğine kulüp başkanı olarak ben karar veririm, Fenerbahçe yönetimi değil. Kulüp başkanı olarak Gaziantepspor’un çıkarlarını düşünmek zorundayım. Ben burada kendi ticarethanemi işletmiyorum. Gaziantep kentinin kulübünün başkanıyım. Kimseye bedava verecek oyuncumuz yok. Kendileri gidip Daniel Guiza’ya 14 milyon avro para sayıp alıp geldiler. Fenerbahçe, Bekir’e talip oldu. Ancak verdiği rakam çok komik olduğu için Bekir’i Fenerbahçe’ye vermekten vazgeçtik. Fenerbahçeli yöneticiler sanki Bekir kendilerinin malıymış gibi açıklamalar yapıyor. Bu etik değil. Bekir Gaziantepspor’un sözleşmeli futbolcusu. Şu anda da Gaziantepspor’da forma giyiyor. Kimse bizim lisanslı futbolcumuz hakkında açıklama yapamaz. Bekir’in hangi kulübe vereceğimize ben karar veririm. Bizim haberimiz yokken Bekir ile irtibat kurulmuş ve bu futbolcunun kafası karıştırılmış, anlaşmaya varılmış ve sonra bizim haberimiz oldu. Ben Bekir için 3,5 milyon dolar istedim, sonra 2 milyon dolara, son olarak da 1,5 milyon dolara indim. Ancak bunlar şimdi de yok kardeşim 500 bin dolara vereceksin diyor. Vermezsen sezon sonu ben şu paraya alırım diyor. Gaziantepspor büyük bir camia, Fenerbahçe ne ise Gaziantepspor da odur.”

“GALATASARAY’A VEYA BEŞİKTAŞ’A VERİRİM”

“Benim adım İbrahim Kızıl. Ben buradan açıkça söylüyorum. Bekir’i bu saatten sonra vermem” diyen Kızıl, “Galatasaray’a, Beşiktaş’a bedava gönderirim, Fenerbahçe’ye vermem. Gerekirse 500 bin doları da Mehmetçik Vakfı’na, Çocuk Esirgeme Kurumuna bağışlarım. İnatsa inat. Bekir İrtegün’ü gerekirse Galatasaray’a şimdi gönderirim, 1 yıllık parasını da ben cebimden karşılarım ama Fenerbahçe’ye vermem. Sezon başında da aynı şeyi yaptılar. Kemal, Olcan ve Mustafa Cevahir için. Sonra barıştık ama bu kadar da olmaz ki. Benim en hayati oyuncumun kafasını çelmişler. Böyle büyük bir camiaya bu oyunlar yakışmadı.””

http://www.stargazete.com/spor/galatasa … 163841.htm

Ve iste asil bomba kisim. Ibrahim Kizil’in bu yorumlari uzerine Fenerbahce yine resmi sitesinden asagidaki deklarasyonu yayinliyor:

“KINIYORUZ

21 Ocak 2009 Çarşamba

Gaziantepspor Kulübü Başkanı Sayın İbrahim Kızıl’ın bugünkü açıklamalarını hayret ve esefle karşılıyoruz.

Bekir İrtegün transferi ile ilgili olarak başkan vekilimiz Sayın Nihat Özdemir kulübümüzü temsilen Gaziantepspor Kulübü ile kurumsal olarak görüşmelere başlamıştır. Görüşmelerin başında Sayın Kızıl, sözleşmesinin sona ermesine yarım sezon kalmış Bekir İrtegün’ün transferi için kulübümüzden 3.500.000.-USD bonservis bedeli istemiş ve hemen ardından 1.500.000.-USD ye inmiştir. Ancak söz konusu bedelin de kulübümüz tarafından ekonomik gerçeklere uygun bulunmaması sebebi ile transfer görüşmeleri sonuçsuz kalmıştır.

Kulübümüz Bekir İrtegün’ü ya da bir başka futbolcuyu kesinlikle zorla transfer etme düşüncesinde değildir ve olamaz. Kaldı ki transfer koşulları TFF talimatları ile düzenlenmiş olup herkes için bağlayıcıdır. Bu noktada hatırlatmak isteriz ki, Sayın Kızıl bize yönelik olarak bu suçlamalarda bulunurken; sezon başında futbolcularımız Kemal Arslan, Mustafa Cevahir ve Olcan Adın’ı aramızda hiç bir anlaşma, görüşme ve mutabakat olmadığı halde kampa almış ve sözleşmesi devam eden bu futbolcularımız ile TFF Talimatlarına aykırı bir şekilde anlaşmıştır. Bunun ardından Gaziantep şehrine duyduğumuz saygı nedeniyle bu futbolculardan ikisi (Kemal kendi tercihi ile Kocaelispor’a transfer olmuştur) Gaziantepspor Kulübü’ne transfer olmuştur.

Sayın Kızıl, yaptığı açıklamasında “ben bir ticarethane işletiyorum” diyerek kendisinin spor adamlığından uzak ve nasıl bir anlayışta olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır. Oysa ki Sayın Kızıl ne Gaziantepspor Kulübü’nün ne de Bekir İrtegün’ün sahibidir. Bu itibarla köle ticareti zihniyeti ile bir futbolcuyu onun rızası dışında bir başka kulübe satma gibi bir hakkı ve yetkisi olmadığı gibi Gaziantepspor Kulübü adına belli bir ekonomik değeri olan söz konusu transferi de bedelsiz olarak yapamaz. Üzülerek görüyoruz ki Gaziantepspor’un efsane başkanı Sayın Celal Doğan’dan başkanlık bayrağını devir alan Sayın Kızıl, kısa sürede Gaziantepspor’un uzun yıllar ve büyük emekler ile yarattığı saygın duruşu ayaklar altına almış ve bu anlamda kulübünü geriye götürmüş ve götürmektedir.

Bu vesile ile belirtmek isteriz ki kendisinin de bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu her fırsatta ifade eden Sayın Kızıl, Fenerbahçe ismini ağzına alırken bundan sonra iyi düşünmeli ve hatta kulübümüzün büyük ismini bir daha ağzına almamalıdır. Fenerbahçe ismi Sayın Kızıl’ın kavrayamadığı kadar ağır ve kutsal değerler ifade etmektedir. Bizler için kutsal olan bu değerler parasal kaygı ve düşünceler ile kirletilemeyecek ve bu uğurda ağza alınamayacak kadar önemlidir. Aynı şekilde kurtuluş savaşımızın önemli kalelerinden Gaziantep şehri ve onun takımının ismi de Sayın Kızıl’ın kirletemeyeceği kadar şereflidir ve bizim için de önem ifade etmektedir.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ”

http://www.fenerbahce.org.tr/fb2008/pop … ntID=14444

Goruldugu uzere dun spor adamligindan uzak ve kole ticareti zihniyeti olarak nitelendirdikleri bir futbolcuyu kendi rizasi disinda bir baska kulube satma cabalarinin (Topuz boyle durus sergiledigi surece cabadan oteye gitmez) en aktif rollerinden birini bugunu Fenerbahce oynamaktadir. Kayserispor ve onun Fenerbahce uydusu yonetimi de Kayserispor’un cikarlarini hice sayma pahasina (*) sahte bir delikanlilik ayagiyla (biz sozumuzu yemeyiz lafinin icinin ne kadar bos oldugu canli yayinda defalarca goruldu) bu cabalarda diger aktif rolu oynamaktadir…

(*) Butun bu kiyametin nasil basladigini hatirlamakta fayda var. Kayseri’nin Topuz’un sozlesmesinde yer alan tutarda indirim istemesi uzerine Topuz bu indirimi kabul etmemekle kalmayip, madem oyle iste boyle diyerek bir de zam isteyince Kayserispor yonetimi gaza gelmis ve oyleyse kendine kulup bul demistir. Bunu da canli yayinda defalarca dile getirdikleri icin futbolcunun ayartilmasi gibi bir durum soz konusu bile degildir. Bunun ustune Topuz sadece bizle degil, Fenerbahce ile de gorusmustur. Lakin bu gorusmeler sonucunda Fenerbahce’nin tavrindan rahatsiz oldugu icin Besiktas’la anlasmis ve Fenerbahce ile anlasmayacagini net bir sekilde ifade etmistir. Topuz’un Besiktas’la anlastigini ogrenen Kayserispor yonetimi bir anda celallenmis ve daha sonra defalarca itiraf ettikleri gibi, rakamda ve alacaklari futbolcuda henuz bir mutabakata varmadiklari halde Fenerbahce ile anlastiklarini ve Topuz’un artik Fenerbahce’nin mali oldugunu duyurmustur. Fenerbahce yonetimi de, daha once bir futbolcunun rizasi disinda alinip satilmasina kimsenin hakki ve yetkisi olmadigini belirttikleri halde apar topar resmi sitelerinden Topuz’un Fenerbahce’de oldugunu duyurmuslardir. Bunun uzerine alevlenen tartisma sonunda dune kadar Topuz’un kontratinda yer alan maasi odeyemeyecekleri icin indirim isteyen Kayserispor yonetimi Topuz’un Besiktas’tan vazgecmesi halinde Besiktas ne veriyorsa daha fazlasini verecegini canli yayinda taahhut etmistir. Isin ilginc yani, dun soylediginin tam zittini yapacagini soyleyen bu kisi Anadolu cocugu oldugu icin sozunu asla yemeyecegini defalarca vurgulamistir. Dun elestirdikleri zihniyeti bugun uygulamaya koymaya calisan Fenerbahce de bu celiskiler yumaginin dugum noktasini olusturmustur…

Sonra da etik metik dersleri, hadi canim sizde!

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'dan blog alın.