ATSIZ

Temmuz 8, 2007

anayasa mahkemesi konuştu ama ne dedi?

Kategori: SİYASET — atsiz @ 6:56 pm

AYM fakir dahil birçoklarını epeyce şaşırtan bir yöntem seçti bu defa: Hukuku uygulamak. Daha önceki 367 kararı, parti kapatma kararları, hükümetin meclisten çıkardığı ve Sezer’ın vetosunu aşabilmiş birçok kararını geri çevirme gerekçelerinde kullandıkları muhakeme turunu bilenler için farklı düşünmek zor olmalı. Gerek hukuki gerek siyasi sonuçları bakımından çok önemli olduğu kadar da karmaşık olan bu mevzuyu soru cevap seklinde değerlendirelim isterseniz.

1. AYM önündeki davalar nelerdi?

TBMM AYM’nin daha önceki “uzlaşma olmadan olmaz” ve “uzlaşma = 367 “ ve dahi TBMM başkanı ilk iki turda 367 toplantı sayısı aramadığı için “eylemli iç tüzük değişikliği yaptı” gerekçeli engelini aşmak için 16 Haziran’da Resmi Gazete’de yayınlanan “5678 şayılı, Anayasa’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Hakkında Kanun”’un tüm maddelerini ve tamamını 367 veya üzerinde oy ile geçirdi. Bunun üzerine Çankaya’yı Anayasa’ya aykırı olarak işgal etmekte olan Sezer daha önüne gelmeden veto ettiği kanunu legal maksimum süre olan 15 günün son dakikasına kadar tutup iade etti. Meclis ikinci defa CHP’nin tüm engellemelerine rağmen kanunu gene Sezer’in önüne gönderdi, tek farkla: Bu defa kanunun birinci maddesi 366 oyla geçmiş idi.. Sezer gene “çaplı devlet adamlığını” yapıp 22 Temmuz’da halkın önüne iki sandık konulmasını engellemek için 15 günü son dakikasına kadar kullanıp. elindeki en negatif seçenek olan imzalayıp paketi referanduma götürme kararı aldı. Fakat ayni zamanda da Anayasa Mahkemesine gitti, bu henüz yürürlüğe girmemiş olan kanun hakkında. Gerek CHP gerek Sezer “sekil denetimi” için AYM’ye başvurdular bu bir maddenin 366 ile gectigi için paketin tamamının geçmiş sayılmasının Anayasa ihlali olduğu iddiası ile.

CHP’nin ikinci şikayeti ise daha önceki 367 kararında kullanılan “eylemli iç tüzük değişikliği”. Biliyorsunuz dümeni. Maddelerden biri 366 ile gectigine göre Başkan paketi oylamaya sunmak sureti ile içtüzüğü değiştirmiş oluyor falan zırvası. Detayına bakmadım doğrusu.

2. Karar ne diyor?

CHP’nin “eylemli iç tüzük değişikliği” şikayeti konusunda oybirliği ile görevsizlik kararı verdi. Esas şaşırtıcı olan bu bence. Bununla Yüksek Mahkeme verdiği 367 kararının hukuka aykırı olduğunu kabul ve tescil etmiştir bence.. Ya ikisi de “görev alanı içinde” olmalı idi ya dışında. Çünkü ayni muhakemeye dayanıyordu her iki şikayet te ve “yasama denetimi” isteniyordu. Bunu niye yaptığını düşündüğümü sonra tartışalım.

“Şekil denetimi” konusunda ise 6 ya karşı 5 oy ile reddetti şikayeti. (Bir Anayasa değişikliğinin Anayasa’ya uygunluktan reddedilmesi için üçte iki çoğunluk, yani 7 oy gerekiyor imiş) .

3. Peki niye böyle yaptı ki AYM?

Daha önceki 367 kararı ile ülkeyi kaosa sürükleyen AYM, en azılı yandaşlarının dahi gerekçe yi savunmaya kalkmaması, bazı hukukçuların bunu hukuk cinayeti, utanç vesikası vb şeklinde tavsif etmeleri üzerine, laikçi militanlar haricindeki, el alem içine çıkamamaktan korkmuş olabilirler. En azından 5 hakim için bu duygunun da caydırıcı olmadığı açık. Öte yandan daha yüksek makamlar bu kararın önceki kadar “ölüm kalım” mertebesinde olmadığı, ellerinde istemediklerini engellemek için başka mekanizmaların olacağı, bunda da AYM’nin inanılırlığının tamamı ile ayaklar altına aldırmayı ilersi için zararlı olarak telakki etmiş olabileler.. Ezcümle, karar bir önceki kadar önemli değildi; “hele bir secim sonunca bakalım, o zaman bir şeyler düşünürüz; AYM’yi daha fazla harcamayalım şimdilik; daha çok işimize yarayacak” demiş olabilir “the cephe”.

4. Peki bunun sonucu ne?

5678 şayili Kanun artık Sezer’in maddelerden birinin 367’den az oyla geçmiş olmasından doğan hakkını kullanması sonucu halk oylamasına sunulacak.

5. Ne zaman?

Sezer gerek bu kanunu geciktirerek, gerek referandum için bekleme suresini 120 günden 45 güne indiren kanunu gene son dakikaya kadar – Meslis’in tatile girmesine kadar- bekletip veto etmese idi 22 Temmuz’da halkın önüne iki sandık konacak idi. Fakat sezerliğini yaptığı için Meclis’in tekrar toplanıp ayni kararı ikinci defa göndermesi mümkün olmadı ve artık bunu yapmanın fazla manası da kalmamıştı. Hal böyle olunca eğer yeni seçilecek Meclis farklı bir kanun çıkarmaz veya aynisini değiştirmeden Sezer’in önüne göndermez ise Referandum 120 günden sonraki ilk Pazar yapılacak,. Bu da sanıyorum 12 Ekim’e geliyor imiş.

6. Anayasa değişikliği ne içeriyor?

Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi yanında AYM ve Sabihgiller’in ilerde herhangi bir seçim için istenmeyen, şapkadan 367 tavşanı çıkarmasına bir daha imkan vermeyecek derecede “hava geçirmez” madde koyarak açıkça “karar yeter sayısı” ve “toplantı yeter sayısını” 1982 Anayasa’sında var olduğu şekli ile ifade ediyor. Yani lisanı artık kimsenin çarpıtamayacağı kadar berraklaştırıyor ilave cümle ile. CB görev suresini 5 yıl ve maksimum iki donem olarak düzenliyor. Genel seçimleri 4 yılda bir yapıyor.

7. Yani şimdi millet 12 Ekim’de sandığa gidip CB’mi seçecek?

Maalesef hayır. AYM kararı ile Anayasa’ya uygun bulunan kanuna göre halk Ekim’de ancak “CB’ni halkin seçmesini” de içeren değişiklik paketine evet veya hayır diyecek. Evet demesi halinde eğer yeni Meclis daha önce CB seçmedi ise ve yeni bir düzenleme ile bu defa da biz seçmeyelim, millet seçsin dedi ise, en az kırk gün daha beklenecek ve milletin önüne üçüncü bir sandık konacak CB secimi ilk tur için. İlk turda adaylardan hiçbiri yüzde 50 çoğunluk sağlayamazsa en çok oy alan iki aday için dördüncü sandık. Yani bu yoldan gidilirse yıl sonuna kadar Çankaya’yı çaplı zat işgal etmeye devam edecek.

8. “Bu yoldan gidilerse” diyerek ne ima ediyorsun?

5678 şayili Kanun henüz yürürlükte sayılmadığı için, Yeni Meclis CB seçimini mevcut Anayasaya ve maalesef AYM’nin 367 Sabih yorumuna göre yapmak zorunda kalacaktır. Ancak yeni Meclis bunu yapmak yerine yeni bir kanuni düzenleme, örneğin gerekiyorsa geçici Anayasa değişikliği ile CB seçimini referandum sonrasına erteleyebilir. Millet değişikliklere evet der ise milletin önüne bir sandık daha konulacaktır muhtemelen Aralık’ta. “Bu yoldan gidilirse” den kastim budur.

9. Peki Yeni Meclis mevcut kanunlarla seçmeye teşebbüs etti ama -olmaz ya – bazı ayak oyunları boykotlar, grevler, vekilleri tatile gönderme, odalara kilitleme vb yollarla bu da imkansız kılındı. O zaman netcez?

Anayasa’ya göre Meclis gene fesih olacak ve daha da yeni Meclis seçilecek . Pek çok siyasi gözlemci gibi fakir de bu ihtimali güçlü görmemektedir. Yeni seçimden çıkarak Meclis’e girmiş olan çoğu taze vekiller böyle bir kumarı oynamaya razı olmayacaklardır; Baykal istese de (Baykal’ın sine-i millet tehdidini hatırlayan var mi?) . Bu özellikle AK-Parti dışındakiler için daha da itibar kaybettirici olacaktır. Her turlu aritmetik için, vekiller zaviyesinden kimseye yararı dokunmayacak bir alternatif vesselam.

10. Tamam, detaylarla kafamızı yorma. Ne görünüyor ufukta?

Gönül ister ki 27 Nisan’da millete e-ilan-i aşk mektubu gönderen romantik beyaz atlı şövalye dahil herkes millet iradesine saygı göstersin ve 22 Nisan’da milletten karanfil veya şamar seklinde tecelli edecek mesajı centilmen gibi alsın, “çağdaşlığına” yakışır şekilde ve millete “sen bana aitsin, gelmezsen döve döve kaçırırım” demekten vaz geçsin.. Tabii bunda “sevilen” milletin niyetini ne kadar kesin dille ifade edeceği önemli rol oynayacaktır. AK-Parti’ye tek başına iktidar sansı veren her aritmetik şamar olarak algılanmalıdır Ancak 2003 seçimlerinin gerisinde kalması aşığımıza göz kırpma olarak algılanabilir. Böyle bir aritmetiğin çıkma şansını yüzde sıfır gördüğümü kayda geçireyim. Yeri gelmiş iken AK-Parti’nin minimum 300 maksimum 367’nin de biraz üzerinde bir rakama ulaşacağı tahminimi de. (yoksa “tarihe not düşsem daha mi iyi olurdu bilmem ki. Şimdilerde bu moda da. Gecen Uğur Dündar da bir konudaki fikrini “tarihe not düşmüştü” de) Bu durumda statüko ve mağlup partiler mesajı almazlar ise sille-i millet ileride daha kuvvetle tecelli edecektir.

Ama bir seçim hezimetinin “entrikas R-us” cephesi tarafından doğru algılanacağı ve gereğinin yapılacağı ümidim fazla güçlü değil. Cephe için olumsuz sonuç çıkması halinde AYM dahil kurumları, iyi çocukları, ve terör, Kuzey Irak sömürüsü dahil ellerindeki bütün silahları gene mobilize etmeye çalışacaklardır. . Bir TV kanalında bazı “cephe” sözcüleri yeni Meclis’in bu Meclis’in aldığı kararları “kadük” addedip geçersiz kılabileceğini ve tekrar durumu kitabına uyduran kararlar alabileceklerini ima ediyorlardı (tabii ki aritmetiğin onlardan yana olacağı varsayımı ile). Nitekim Çankaya’nın kadük işgalcisi de vetosunda Meclis’in kanun çıkarma yetkisini de sorguluyordu.

AK-Parti’nin çoğunlukta olacağı yeni Meclis muhtemelen CB’ni seçmekten imtina edecek ve halkın kararını bekleyecektir. AK-Parti’nin tek başına iktidar fakat 367’nin altında olması durumunda “the cephe” illa da uzlaşma” yi dayatmaya devam edecektir. AYM Kararı’nda açıkça belirtildiği gibi ” de eklenecektir cephanelerine. Bir de Allah muhafaza, kendilerini iktidarı ihtimali karşısında ise “ne uzlaşması yaw, o dinciler içindi” biz Cumhuriyet’in sahibiyiz” diyeceklerinden şüpheniz varsa yakın siyasi tarihimizi okumanız tavsiye olunur.

10. Gene kafamı karıştırıyorsun! En olası senaryo ne sence?

Tamam, gene maddeler ile özetleyeyim öngörümü:

1. AK-Parti 367’nin altında bir rakam elde edecektir.

2. AK-Parti Milletin seçmesi fikrini sadece mevcut krizi asmak için bir ara formül olarak değil daha fazla demokrasi, direkt demokrasi ve yari başkanlık sistemine gecis olarak düşündüğü ve meydanlarda bunu bu şekilde sunması da hesaba katılarak AK-Parti yeni meclis açıldığında yeni bir düzenleme , ve gerekiyorsa geçici Anayasa maddesi ile bu CB’yi seçmekten imtina edecek ve referandumun sonucunun beklenmesini teklif edecektir.

3. Bu durumda “cephenin” elinde fazla koz kalmayacaktır,. Ya buna evet diyecek ya da alternatif olarak AK-Parti’nin adayının Abdullah Gül veya zayıf ihtimalle bir başkasının seçilmesine rıza gösterecektir. Büyük ihtimalle gene aba altından sopa göstererek, hukuk dişi yollarla gayrimeşru kozlar kullanmaya çalışacaktır ama AK-Parti bu defa resti görecektir.

4. Meclisteki üçüncü parti (olursa) veya bağımsızlar da ikinci bir seüimi göze alamayacakları için AK-Parti adayını desteklemek veya millete seçtirmek alternatiflerinden birini tercih edeceklerdir.

5. Millete seçtirmeye ontolojik olarak karşı çıkacak tek parti CHP olacaktır. Çünkü bu devletin partisinin Cumhuriyetin kurulusundan beri elinde bulundurduğu bir otoriteyi millet ile paylaşmak demek olacaktır. . Diğerleri için ,-MHP dahil- bunu söylemek zor.

6. Statüko (ya da “cephe” ne derseniz) “en azından Abdullah Gül’ü seçtirmedik, hala güçlüyüz” dedirtebilecek bir “face saving” formülüne razı olacaktır. AK-Parti’nin bu taviz vermesi için makul bir neden göremiyorum, zihinlerinde tanklar yürümüyorsa. Nisan’dan beri bütün gelişmeler demokratlar ve düşmanları arasındaki kuvvet dengesini demokrasi lehine çevirir durumda tecelli etmiştir. 27 Nisan e-muhtırası, AYM operasyonu, Hudson rezaleti, emekli subay çeteleri ile epeyce itibar kaybetmiş gözüken “zinde güçler” zararın burasından dönecek basireti göstereceklerdir büyük ihtimalle. Ama gene de Abdullah Gül yerine “dindar olmayan” veya eşinin başı acık bir aday olması için perde arkasında veya önünde “telkinde” bulunacaklardır. Aslına siyasi pozisyon olarak Gül’den fazla farkı olmayan birinin Çankaya’ya çıkması fazlaca büyük bir taviz gibi görünmeyebilir ama iş bu raddeye geldikten sonra Gül’ün çekilmesinin sembolik önemi büyük olacaktır. Bu “zinde güçler karşısında AK-Parti geri adim attı” olarak okunacaktır. AK-Parti’nin buna rıza göstereceğini sanmıyorum. En kotu ihtimalle Beşir Atalay gibi eşinin başı açık birini düşünebilirler özellikle aritmetik beklendiği kadar iyi çıkmaz ise. Abdullatif Şener’e düzen dünden razıdır ama bu gerçekten büyük taviz olur. Müneccim olmadığım ve zinde güçlerin akl-i selimi kılavuz edinecekleri konusunda tereddütlerim de hesaba katılırsa bir Şener formülü de tamamı ile ihtimal dışı değildir.

7. Tabii ki gene anahtar kelime “aritmetik” tir (Bu Abdullatif Şener vakıası konusunda aslında bir çok düşüncelerim var fakat fikir sorumluluğu anlayışım bunları yazmama musade etmiyor en azından şimdilik).

8. Her halükarda, en azından bir sonraki CB seçiminin halk tarafından yapılacağı hasabi ile AK-Parti’nin bu arada CB yetkilerini yeniden düzenleyen Anayasa değişiklikleri, ve yari Başkanlık sistemine doğru adımlar atması muhtemeldir. Hatta el değmişken Anayasa’nın toptan elden geçirilip yeni bir sivil Anayasa oluşturulması ihtimali çok kuvvetlidir, ama bunun referandumdan önceki sureye sığdırılabileceği zayıf bir ihtimaldir.

Dileğim Ak-Parti’nin aritmetik ne olursa olsun millete seçtirmek için yeni düzenlemede ısrar etmesi, buna destek bulamaz ise Abdullah Gül de ısrar etmesi, zinde güçlerin restlerini görmesidir.

Bu öngörülerimin tamamının doğru çıkma ihtimali Spor-Toto’dan 13 tutturma mertebesinde bir basari telakki edilmelidir. Bu kadar öngörüde bulunup ta hepsi doğru çıkan babayiğide de rastlanmamıştır.

Henüz Yorum Yok »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.

WordPress.com'dan blog alın.